Ufuk COŞKUN
La Journal des Debats, 10 Mayıs 1876 tarihinde “ Osmanlı Devleti’inde idaresizlik artık tahammül edilemez bir dereceye ulaştı” manşetini attığında darbe şartları çoktan oluşmuştu. Keza darbe için İngiltere bütçesinden para karşılığı tam 7 milyon İngiliz altını ayrılmıştı. Netice itibariyle içeride satın alınan soysuzların marifetiyle Sultan Abdülaziz katledildi ve devlet, İngiltere’nin kulu kölesi haline gelen siyasi bir şebekenin oyuncağına dönüştü.
İmparatorluğu yıkıma götürmek amacıyla Londra, Berlin ve Paris gibi merkezlerde örgütlenen, finanse edilen İttihat Terakki örgütü 30 yıl sonra bu sefer de Abdülhamid Han’ı devirmek için yine İngiliz baronlarından aldıkları on bin altın karşılığında ihanete devam ettiler.
Abdülhamid Han eğer kendisine teklif edilen Musul, Bağdat, Bakü hattındaki petrol arazilerini yüzdelik komisyon karşılığında İngilizlere tahsis etseydi bugün dünyanın en büyük sultanlarından biri olarak takdim edilecekti. Tercihini Devlet-i Aliye’nin bekasından yana yapınca “Kızıl Sultan” iftirası atılarak içerideki İngiliz köpeklerinin ihanetiyle devrildi.
Abdülhamid Han'ı devirdikten sonra Hazine-i Hassa'ya ait tüm toprakların işletmesi National Bank of Turkey'in şirketi olan Turkish Petroleum Company'a verdiler. Yani İngilizlere. Ve ardından başlayan 1. Dünya Savaşı.
19.yüzyılda küresel sermayenin merkezi Londra’dır. 1945’den sonra New York’a taşındı ve o günden beri ABD merkezli estirilen bir emperyalizminin varlığıyla karşı karşıya kaldık. “Bana bir ülkenin parasının kontrolünü verin, kanunlarını kimin yaptığı umurumda değil’ diyen M. A. Rothschild sülalesi, Osmanlı’yı uçuruma götüren önemli finansal güç kaynaklarından biriydi örneğin.
1.Dünya Savaşı kuşkusuz imparatorlukları (başta Osmanlı) ortadan kaldırmak için başlatılan büyük bir paylaşım savaşıydı. Öyle ki İngiltere 1914 yılında dört milyon sterline anlaştığımız ve ödemesini de yaptığımız iki gemiyi bize teslim etmedi. Gemiyi teslim almaya giden Rauf Bey eli boş döndü. Devletin küçük düşürüldüğü hazin bir örnektir bu. İngiltere, gemilerimizi vermedi çünkü Çanakkale’de herhangi bir sıkıntı istemiyordu.
Sultan Abdülaziz’in katledilmesinden, Abdülhamid Han’ın devrilmesine kadar geçen sürede İngiltere’nin birinci gündem maddesi; Hilafetin ortadan kaldırılmasıdır. 1.Dünya Savaşı sonucunda yani bu temizleme operasyonunda hemen tüm engeller ortadan kaldırılmış oldu.
Ancak Batı 1.Dünya savaşı sonrasında “Çanakkale’yi” not aldı. Çünkü o gün orada Lahey Sözleşmesi’ne göre yasak olan domdom kurşunundan kimyasal silaha varana kadar hemen her türlü silahı denediler ama muvaffak olamadılar. Milletin yüreğindeki vatan sevgisine, inancına yenik düştüler.
O yüzden bugün o cephe hala kapanmamıştır. Keza Filistin, Yemen, Suriye, Irak ve Kafkas cephelerinin de kapanmadığı gibi…
Amerikan iç savaşında Güneyli bir Tuğgeneral olarak savaşan ve sonra çok ilginçtir Kuzeylilerin parlamentosunun karşısına heykeli dikilen bir adam olan Albert Pike’i bilirsiniz. Bu adam, Giovine Italia adlı gizli devrimci örgütün kurucusu ve Risorgimento hareketinin önderi olan Mazzini’ye 1871 yılında bir mektup yazıyor. Meşhur bir mektuptur bu.
Pike, mektubunda 1914 yılında bir Sırp milliyetçisinin Avusturya Macaristan İmparatorluğu veliahtını öldürmesinin ardından çıkacak olan savaşın 1.Dünya Savaşı olacağını söylüyordu. Devamında Rus Çarlığı’nın yıkılarak burasının komünizmin kalesi haline getirileceğini, imparatorlukların parçalanacağını, Almanya ve İngiltere’nin ise bu savaşı körükleyeceğini öngörüyordu(!) Öngörü müydü sahiden! Elbette değil.
O gün orada başlayan savaş hala devam ediyor. Albert Pike'nin mektubunda ifade ettiği Kissinger'in “dört gözle bekliyorum” dediği büyük paylaşım savaşı hiç bitmedi. İçerideki ihanet şebekesi de hiç değişmedi. Değişen sadece isimler oldu.
Dünün Mithat Paşaları, Namık Kemalleri, Tevfik Fikretleri, Yunus Nazileri, Nedimofları, Malak Hüseyinleri, İsmail Kemalleri, Hüseyin Avnileri, Mustafa Reşit Paşaları, Kavalalıları, Enverleri vs bugün de var. İsimleri değişik rolleri aynı!
Bugünlerde Saadet Partisi’ni parlatmaya çalışanları dikkatle izleyin ne demek istediğimi anlarsınız.
Velhasılıkelam bugün Anadolu'daki uyanışın getireceği sosyolojik dalgalanmanın İslam coğrafyasına nüfuz etmemesi için Suriye sınırında bir set çekilmek isteniyor. Erdoğan’ın buna mani olacağını çok iyi bildiklerinden emperyalizmin içerideki köpekleri boş durmuyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019